Trump, suikastlar, derin komplolar ve Bayes teoremi: Her komplo teorisi deli saçması mıdır?

Alper H. Yağcı, 3 Şubat 2025

ABD derin devlet unsurlarının bir başkan adayını vurması olası mı? Hayır. Peki bir başkan adayı vurulduysa bunu ABD derin devlet unsurlarının yapmış olması olası mı? Gayet tabi. İlk bakışta çelişkili görünebilecek bu iddiaların birlikteliğini açıklamak için size Bayes teoreminden bahsetmeliyim. 

Trump’ın ilk başkan seçildiği 2016’den beri, liberal küresel düzenin çatırdadığı ve kaotik bir geçiş dönemine girdiğimiz izlenimi yaygınlaşmıştı. Trump’un bir dönem aradan sonra başkanlığa dönüşüyle birlikte artık yeni bir düzenin unsurları kendilerini belli etmeye başlıyor gibi. Özellikle ABD’de ve dünyanın İngilizce konuşulan bölgelerinde hızlı bir hava değişimi, bir “vibe shift” başladı. Ticaret savaşları kızışıyor, göç ve toplumsal cinsiyetle ilgili önkabuller değişiyor, bu sırada “woke” kültürün üstünde tepiniliyor. Trump başkan seçilmeseydi acaba bu değişimin ne kadarı mümkün olacaktı? Peki seçim dönemi sırasında kamuoyu yoklamalarındaki desteğini bir anda artıran suikast girişimi hiç olmasa, Trump başkan seçilebilir miydi? Ya da Trump başını son anda çevirmeyip de öldürülmüş olsa, bu ABD siyasetini nasıl etkilerdi? 

Cevabını bilmediğim bu sorular, bence ilginç. Bu tür soruları pek çok kişi komplo teorileri ile yanıtlıyor. Yani mesela bugün gördüğümüz sonuçları arzulayan ve bunun için Trump’un başkan olmasını isteyen birileri, onun seçilme şansını artırmak için başarısız bir suikast tezgahlamıştır. Ya da Trump’un başkan seçilmesini istemeyen birileri, onu öldürmeye çalışmış ama becerememiştir. Suikastçı, tetiği çektikten 10 saniye sonra korumalarca öldürülmüş olduğu ve arkasındaki herhangi bir organizasyon resmen tespit edilmemiş olduğu için bu iddiaların her ikisi de komplo teorisi statüsünde. ABD meclis soruşturmasının önerdiği resmi teori, herhangi bir komplonun parçası olmayıp kendi başına hareket eden suikastçının güvenlik açıklarını suistimal ederek Trump’u vurmayı başardığı yönünde.

Sosyal bilimci bir akademisyen için, komplo teorileri en kötü kokulu yemektir. Akademisyenler, adı konmamış bir tür mesleki tavır ve eda gereği komplo teorilerinden uzak durur. Hatta son yıllarda komplo teorilerinin popülerleşmesi sorunu başlı başına bir akademik araştırma konusu. Ben de bu araştırmalara katkıda bulundum.[1] Bu araştırmaların ilgilendiği konu şu ya da bu komplo teorisi doğru mudur değil. Konu edilen şey, komplo teorici zihniyet yani her yerde komplo gördüğünü zanneden zihniyet. Hepimiz duruma göre bu zihniyete bürünebiliyoruz, örneğin siyasette kaybeden taraftakilerin komplo teorilerine inanma olasılığı daha yüksek oluyor. Komplo teorici zihniyeti mümkün kılan bazı kişisel özellikler de var: Örneğin kendi yetilerine güveni, gerçek yetilerine kıyasla yüksek olan kişiler, komplo teorilerine daha fazla inanma eğiliminde.[2] Yani, komplo teorilerine illa aptallar inanıyor değil ama kendini olduğundan daha akıllı zannedenler daha çok inanıyor. Hal böyleyken, saygın uzmanlar komplo teorilerinden uzak duruyor. 

Fakat komploları kategorik olarak reddeden akademik tarzdaki kuru açıklamalar, insanları yalnızca eğlence değil hakikat açısından bile tatmin etmiyor. Şimdi bir şey söyleyeceğim: Bu insanlar tamamen haksız değil. Dünyada komplolar vardır. Bunlara dair resmi bilginin doğrulayamadığı iddialar komplo teorilerinin konusu olur. Bu teorilerin bir kısmı makul, hatta doğru olabilir. Trump suikastıyla ilgili komplo teorilerini de bence yabana atmamak lazım.

Elbette ki bazı komplolar (yani çoğunluğun başına gelenleri etkilemek için az sayıda kişinin gizlice tertip yapması durumu) vardır. Her büyükçe devletin, resmi görevleri arasında devlete karşı kurulan komploları bozmak olan bir istihbarat örgütü bulunur ve devlet memurlarının çalışmadan maaş aldığını düşünenler belki inanmayacak ama bu örgütlerin eli armut toplamıyor. Üstelik gayrı resmi olarak bu ve diğer örgütler komplo kurmakla da iştigal eder. Örneğin 1953’te İran başbakanı Musaddık’ın devrilmesine giden süreç ABD ve İngiliz istihbarat örgütlerinin ortak bir komplosu olarak başlamıştır. Bu, bugün itibariyle iyi belgelenmiş, ABD’nin özürlerine konu olmuş bir komplodur. Eğer resmi tarih bunu belgelememiş, ABD olaydaki rolünü ısrarla reddetmiş olsaydı, gerçeği dile getiren iddia ‘yalnızca’ bir komplo teorisi olarak kalacaktı.

Komplo teorilerinin hepsi böyle isabetli değil. Hatta çoğu, oldukça saçma. Hayatın olağan akışına uygun süreçlerle açıklanabilecek şeyleri ille de komplo teorileriyle açıklamaya çalıştığımızda saçmalıyoruz. Fakat bir ABD başkan adayının vurulması zaten hayatın olağan akışının dışında, ender bir olay. Olay gerçekleştikten sonra bunun makul açıklamaları da olağanüstü olacak. Yani haftaya Trump’u vururlar mı diye önceden sorsalar bahsi hayır diye oynardık. Ama vurulmuş zaten. Önceden reddedeceğimiz hipotezlerin olasılığı yeni veriyle güncellenir. 

O zaman şöyle ifade edebiliriz: ABD derin devlet unsurlarının Trump’u vurması olası mı? Hayır. Peki Trump vurulduysa bunu ABD derin devlet unsurlarının yapmış olması olası mı? Gayet tabi.

İlk bakışta çelişkili görünebilecek bu iddiaların tutarlılığını açıklamak için size Bayes teoreminden bahsetmeliyim. 18. Yüzyılda yaşamış İngiliz matematikçi Thomas Bayes’in adını taşıyan bu teorem, bir hipotezin doğru olma olasılığını değerlendirirken elimize geçen delilleri nasıl değerlendirebileceğimize dair bir yol önerir. Örneğin genel nüfusta şu kadar Covidli insan olduğu biliniyorsa, elimizde hastaların çoğuna ama sağlamların da birazına pozitif veren bir Covid testi varsa, testi pozitif çıkmış birinin gerçekten hasta olma olasılığı nedir, gibi hayati soruların yanıtını bulmaya yardımcı olur. Çözüm için, semptoma uyan vakalar içinde hipoteze uyan vakaların oranı nedir sorusunu esas alır.

Bayes teoreminin uygulanışını öğretmek için Kahneman ve Tversky’nin popülerleştirdiği bir örneği ele alalım. Mesela sokaktan rastgele bir genç çevirip mesleğini tahmin etmemizi istiyorlar ve yalnızca iki şık var: profesyonel basketbolcu mudur yoksa moto-kurye midir? Muhtemelen kuryedir çünkü genel nüfusta basketçilerin kuryelere oranı çok düşük. Sonra bize yeni bir semptom yani delil veriyorlar: bu genç 1,90 m’den uzun. Bu durumda değerlendirmemizde bir güncelleme yapsak da yine muhtemelen kuryedir diye düşünmeliyiz. Çünkü kuryeler o kadar kalabalık bir meslek grubu ki uzun insanlar arasında bile profesyonel basketçilerin kuryelere oranı çok düşüktür. 

Bayes teoremini açıklamak için verilen yaygın örnek genelde burada biter. (Güzel bir video açıklama için bkz. https://www.3blue1brown.com/lessons/bayes-theorem). Oysa ki teoremin asıl esprisi bu düşünce egzersizini biraz daha devam ettirince ortaya çıkıyor. Mesela deseler ki bu sokaktan çevirdiğimiz gencin boyu 2,10 m, ayrıca altında Porsche araba var. Bu sıradışı verilerle benim tahminim artık profesyonel basketçi olurdu. Çünkü genel nüfusta uzun boylu basketçilerin oranı çok düşük olsa, hatta uzun basketçilerin pek azı zengin olsa dahi çok uzun boylu zengin gençler arasında basketçilerin oranı herhalde kuryelerden daha yüksektir. Burada profesyonel basketbolcu olmak, düşük olasılık taşıyan, ancak sıradışı delilin (Porsche) varlığı durumunda alternatif hipotezden (kuryelik) daha ikna edici bulunan bir hipotez. Şimdi basketçiliğin yerine komplo senaryosunu, Porsche yerine suikast haberini geçirelim ve daha formel bir şekilde Bayes teoremini uygulayalım. Trump’ı vurmak için örgütlenmiş derin bir komplonun varlık olasılığına uygulanacak Bayes teoreminin ispat formülü şu şekilde ifade edilebilir: 

P(A|B) = P(A) P(B|A) / P(B)

Formülü uygulamak için ihtiyaç duyacağımız terimler şunlar: 

P(A|B):                Trump vurulduysa bir komplonun varlık olasılığı

P(A):                   baştaki komplo varlık olasılığı 

P(B|A):                komplo varsa Trump’un vurulma olasılığı

P(B) = P(B|A) P(A) + P(B|A’) P(A’): Trump’un baştaki vurulma olasılığı

P(B|A’):               komplo yoksa Trump’un vurulma olasılığı

P(A’) = 1 – P(A): baştaki komplo yokluk olasılığı

Bu terimlere değer vererek yapabileceğimiz şey şu: Baştan suikasta vereceğimiz olasılık nedir, komploya vereceğimiz olasılık nedir, bunlardan hareketle, suikast gerçekleştiyse komploya vermemiz gereken olasılığı hesaplamak.

Şimdi baştaki olasılık değerlerine dair makul varsayımlar yapmak için hep beraber 2024 Temmuz ayının başına gidelim. Karışık bir seçim dönemi olacağı bekleniyor ama henüz ortada suikast falan yok. Birisi gelip “sence bu seçim döneminde Trump’u vururlar mı” diye sorsa nasıl akıl yürütürdük? Yani suikast haberinden önce kafamızdaki önsel olasılıklar nedir? Şuradan başlayalım: Ortada örgütlü bir komplo yokken, delinin tekinin kendi kendine ABD eski başkanı Trump’u vurmayı kafaya koyup sonra da engelleri aşarak bunu başarma olasılığı kaçtır? Bir seçim dönemi başına, bu önsel olasılığa %1,5 diyelim. (Aslında bence cömert bir oran ama hadi öyle olsun, komplo tezinin işini zorlaştırmak adına).

Aynı önsel tahminimizin ikinci parçası olarak, Trump başkanlığını engellemek isteyen güçlü bir grubun, olağan siyasi normların dışına çıkmaya hazır gizli bir komplo örgütleme olasılığına %6 diyelim. Böyle bir örgüt var olduktan sonra amacını gerçekleştirmek için metot olarak Trump’u vurmayı seçmesine de %16 olasılık verelim. (Öyleyse henüz bir suikast gerçekleşmeden önce, Trump’u engellemek isteyen bir örgütün onu vurması senaryosuna %6 x %16 = %0,96 ileyüzde birden az olasılık vermişiz demektir. Yani yüzde 99 ihtimal, seçim dönemi boyunca bu yönde bir suikast olmayacak. Komplo tezi için cömert bir varsayım olduğunu düşünmüyorum).

Bunun karşısında Trump’u tekrar başkan yapmak isteyen güçlü bir grubun gizli bir örgütlenmeye gitme olasılığınaysa %8 diyelim. Zaten bu yönde örgütlü bir kalkışma daha önce gerçekleştiği için bu ihtimali karşıt tarafa kıyasla yüksek tuttum. Böyle bir örgüt var olduktan sonra, (Reagan’a karşı düzenlenmiş başarısız bir suikastın onun popülerliğini artırmış olmasını örnek alarak) Trump’un seçilme olasılığını artırmak için ölümcül olmayan bir suikast düzenleme olasılığına da %5 diyelim. Sahte suikast çok riskli bir girişim olacağı için bunun tercih edilme olasılığını karşı gruba kıyasla düşük tuttum. (Öyleyse herhangi bir suikast gerçekleşmeden önce sahte suikast komplosu senaryosuna verdiğimiz olasılık %8 x %5 = %0,4 yani binde dört. Yine cömert değil).

Yani henüz ortada suikast falan yokken, “sence seçime kadar Trump’u vururlar mı” sorusuna cevaben bizim verdiğimiz önsel yanıt, toplam olarak, “hayır, %97,1 ihtimal böyle bir şey olmaz”, bu da o zamana kadarki ABD seçimleriyle ilgili gerçek verilerle kabaca uyumlu oluyor.[3] Ama sonra iki hafta geçiyor ve Trump gerçekten vuruluyor. Bu, değerlendirme sonucumuzu güncellemeyi gerektirecek çok önemli bir delil. Yeni delil sayesinde, yukarıdaki ilk olasılıklara dair varsayımlarımızı hiç değiştirmeden (yani şutu çektikten sonra kale direğini oynatmadan) onları Bayes teoreminin terimlerine dönüştürebiliriz. Bu şekilde, bir ABD başkanlık seçim dönemi başına;

1) Suikast haberinden önce bir derin komplonun varlığı için verdiğimiz olasılık: %6 + %8 = %14

2) Komplo varken suikast gerçekleşme olasılığı: (%6 / % 8 x % 16) + (%8 / %6 x % 5) = %9,7

3) Komplo yokken suikast gerçekleşme olasılığı: %1,5 varsaymış oluyoruz.

Ve terimleri kurduktan sonra formülü çalıştırıyoruz. Böylece, Trump suikastı örgütleyebilecek bir komplonun varlık ihtimali şu şekilde ortaya çıkar:

P(A|B) = P(A) P(B|A)   / P(B)

            = (%14 x %9,7) / ((%14 x %9,7) + (%86 x %1,5)) = %51

Sonuçta %51 çok büyük bir oran değil, ama yarıdan büyük. Demek ki: Baştan varsaydığımız değerlere ve Bayes teoremine göre, Trump’a karşı bir suikast gerçekleştiği bilindikten sonra, bunun örgütlü komplo işi olması, olmamasından biraz daha muhtemeldir. Yukarıda varsayılan değerlerin hepsi de tekil olarak düşük olasılıkları işaret etmesine rağmen sonuç böyle. Aksini kabul etmek için yukarıda numaralanan üç değerden birincisi veya ikincisi daha küçük veya üçüncüsü daha büyük olmak zorunda. Diğer bir deyişle, suikast gerçekleştiği biliniyorsa, komplo içermeyen bir açıklamayı hala özgüvenle savunmak için, yine hayatın olağan akışının dışında olan bir başka açıklamanın olasılığını kafamızda büyütmek, belki saçma derecede büyütmek zorunda kalırız. 

Sonuçta varabildiğimiz bulgu, yalnızca, Trump’u vurabilecek bir örgütlü komplonun varlık ihtimalinin suikast haberiyle daha ikna edici hale geldiği. Oysa ki bu ihtimalin içine birbirine zıt saiklerle gerçekleştirilebilecek iki komployu birden dahil ettik. Suikastı yapanların hangi siyasi taraftan geldiğini hala bilmiyoruz.[4] Üstelik komplo, o siyasi kampın çoğunluğunun da dahil olmadığı, muhtemelen onaylamayacağı bir şey demek. Yani elde ettiğimiz çıkarımla yapabileceğimiz çok şey yok galiba, dünyaya karşı biraz daha kuşkucu ve gardlı olmak dışında. Ama bu düşünce egzersizini yine de faydalı buluyorum, komplo teorilerini değerlendirmenin metodunu netleştirmenin bir yolu olarak. Bu da iki zıt eğilime karşı vurgulanabilir.

Birincisi komplo teorilerini çok sevenlere dair. Şunu hatırlamak lazım: Bayes kuralını uygularken bildiğimiz bir delilden (Trump vuruldu) hareketle, bilmediğimiz bir şeyin olasılığını hesaplamaya çalışıyorduk. Bilmediğimiz bir şeyin varlığını, varlığı şüpheli başka bir şey ile temellendirmek içinse Bayes teoremini kullanamayız. Oysa ki güncel siyasi olaylara dair pek çok komplo teorisinde konu edilen “deliller” böyle varlığı şüpheli tevatür niteliğinde. 

Düşünce egzersizimizin ikinci vurgusu ise tersine, her komplo teorisine deli saçması olarak yaklaşma eğiliminde olanlara karşı. Komplo teorilerine metodolojik bir kuşkuyla yaklaşmak sağlıklı, ancak komploların varlığını kategorik olarak reddeden bir dünya görüşünün de akılcı bir temeli yok. Derin devlet komploları, olağan siyaset akışının dışında ama suikast olayı da öyle zaten. Hayatın olağan akışı dışında bir olay gerçekleştikten sonra, onu olay gerçekleşene kadar hayatın olağan akışının biraz dışında görünmüş sebeplerle açıklamamız icap ediyor. Ama Ogün Samast’ın kimsenin yönlendirmesi olmadan Hrant Dink’i kendi başına vurduğuna, Uğur Mumcu’nun arabasının kendi kendine patladığına vb inanmayacak aydınlarımız nedense konu ABD siyasetine veya uluslararası bazı süreçlere gelince, Nasreddin Hoca’nın kazanının hep kendi kendine öldüğüne inanıyor. Bu da mantıkla değil meslek sosyolojisiyle açıklanabilir.

Peki hocam birtakım olaylara açıklama getirirken oturup böyle hesap mı yapacağız? Aslında, makul olanlarımız, doğal olarak yapıyor zaten. Bu formülleri icat eden insanlar da, kendi doğal düşünme metotlarını ispatlanabilir ve öğretilebilir kılmak için matematik forma döken makul insanlar. Yani örneğin Kennedy öldürüldükten, daha önce istihbaratçılık yaptığı bilinen katili de suikasttan iki gün sonra resmi ifade vermeden polis nezaretinde öldürüldükten sonra, koskoca ABD devlet bileşenlerinin kendi başkanlarını öldürmesi saçma olur ama bu olaylar dizisinin devlet bileşenlerinin iştiraki olmadan gerçekleşmesi daha da saçma dediğiniz anda, Bayes kuralını uygulamış oluyorsunuz. Uygulamayı matematiksel olarak yazmak ise, varılan sonucun farklı varsayımlara karşı ne kadar hassas ya da sağlam olduğunu nicelleştirmeyi sağlıyor.


[1] Balta, E., Kaltwasser, C. R., & Yagci, A. H. (2022). Populist attitudes and conspiratorial thinking. Party Politics28(4), 625-637.

[2] Vitriol, J. A., & Marsh, J. K. (2018). The illusion of explanatory depth and endorsement of conspiracy beliefs. European Journal of Social Psychology48(7), 955-969.

[3] 2024’den önce ABD’de 59 kere başkanlık seçimi oldu ve bunların 3 tanesinden önce bir adaya yönelik suikast gerçekleşti (bkz. https://sgp.fas.org/crs/misc/RS20821.pdf). 3 / 59 kabaca %5 ediyor. ABD başkanlık seçimleri 2 aday arasında geçtiği için spesifik bir adaya suikast önsel olasılığını bunun yarısı olarak alabiliriz. Bu ortalama seçimdeki ortalama aday için. Biz ise yukarıda seçtiğimiz değerlerle, yakın tarihin en tartışmalı başkan adayı Trump’a yönelik suikast önsel olasılığını (%6*%16)+(%8*%5)+%1,5 = %2,9 olarak varsaymışız. Bu da makul gibi. 

[4] Aslında yukarıda tanımladığımız önsel olasılıklarla buna dair bir tahmin de hesaplanabilir, ama bunda fayda görmüyorum.